8/28/2012

Uyudum


Sararmış, solmuş bir yaprağın dala tutunma hevesiydi bendeki. 
Sonu bilinen, inat edilen, umut edilen, 
Vazgeçilmesi bilinen bir heves. 

Yakılan son sigaranın verdiği haz gibiydi, 
Süngerine geldikçe çaresizleşti. 
Dudaklarım, onun bıraktığı tatla avundu günlerce, 
Ellerim, bıraktığı hisle uyandı her güne. 

Hani olur ya ; 
Bir oyuncak istersin. Annenin parası yoktur alamaz, 
Onun hiç senin olamayacağını bilirsin, ama ağlarsın ya. 
İşte tam da böyle. 

Sen yokken, en çok sevdiğim şey ne biliyor musun sevgilim? 
Uyumak. 
Çünkü annem yastık kılıfını ne kadar yıkasa da çıkmıyor kokun. 
Ne kadar çitilesede çıkartamıyor gözyaşlarımı. 

Sen yokken, en sevmediğim şey ne biliyor musun sevgilim? 
Uyanmak. 
Çünkü her sabah güne yalnız uyanıp, yalnız kalkıyorum yataktan, 
Dudakların yerine alarm eşlik ediyo göz çapaklarımı silmeme. 

Söndürdüğüm sigarayı ateşlemeye çalışıyorum şimdi, 
Yenisini yakmak yerine. 
Kaşlarım mı yanıyor, ben mi? Bilmem..