12/16/2014

Tanrı Olsaydım


Kestirme dediğim bütün sokaklar çıkmaz,
Aydınlık dediğim bütün yollar karanlık
Ve, bu son dediğim bütün uyuşturucular kafamda şimdi.
Dost kelimesi kadar yalan,
Kavgalarım kadar gerçek bu şehir.
Sessiz bu şehir.
Bense;
Kader kadar düzenbaz,
Ona inananlar kadar aptalım.
Kendi hayatıma serptiğim karanlık gibiyim
Gölgeyim ben.
Eğer tanrı olsaydım, yaratmazdım bir gölgeyi.
Ya da utanırdım yarattığımdan.
Utanırdım yaşattıklarımdan.
Eğer ben tanrı olsaydım, ağlardım
Ve gözyaşımla temizlerdim bu şehri.

3/20/2014

Hücre


Öyle bir hücredeyim ki ;
Buluttan duvarları var.
Ve öyle alışmışım ki buna,
Gardiyanları arkadaşım sanıyorum.
Öyle bir yer ki burası ; 
"Ama ben mercimek sevmiyorum" 
diyemiyorsunuz. 
Sizin sevmeniz gereken yemeği gardiyanlar seçiyor.
Ve öyle nefret etmişim ki mercimekten, 
Ölene kadar yiyesim var! 

1/26/2014

Günce


Farkettim ki bayağıdır bir şeyler yazmıyorum. Ve daha önceden yazdıklarımın konusu da melankolinin pek ötesine gitmemiş. Ben de daha gerçekçi, daha farklı konulara yönelmenin bir yolunu arıyordum ki başıma bir olay geldi.
Abim ve eşinin evlerinde baktıkları beagle cinsi 3-3.5 yaşlarında bir dostları var. "Martı" ismi. Zamanında barınaktan sahiplenmişlerdi.
Ben de onlarda olduğum bir günün akşamında onu gezdirecektim. Çıktık dışarı turluyoruz, o kokluyor ben bekliyorum başında falan. Bi' çocuk geldi yanıma Martı'yı sevmeye çalışıyor. Fakat av köpeği olduğu için dışarıda onu gezdiren kişi sahibi dahi olsa ilgilenmez. Ben de "Uğraşma boşuna hoşuna gitmiyor bırak takılsın" diyorum. "Ya ben onu çok sevdim tanıyorum, bi' abla gezdiriyordu" diyor. Sen bilirsin diyorum,  uğraşıyor falan. O sırada tasması çıktı, tekrar takmam için yardımcı oldu bana. O sırada muhabbet döndü ;

-Köpek falan mı besliyorsun sen de bayağı deneyimlisin tasma konusunda? Ben hala beceremiyorum da..
+Pitbull var bende 13 yaşında, onun dışında da goldenım falan var. Çocukluğumdan beri benimle, beraber büyüdük. (buraya dikkat)
-Sen kaç yaşındasın ki ?
+23
-Okula da beraber yazılsaydınız (hahaha)
+Ya cidden yeri bende çok ayrı. Sayesinde altıma araba bile aldım (!)
-Nasıl yani?
+Bütün harçlığımı onun sayesinde kazanıyorum ben, işte geçenlerde de altıma bi' araba çektim.
-Dövüştürüyor musun yani hayvanı?
+Yani evet, kimisi karşı çıkıyor ama zaten dövüş köpeği. Çok iyi para var.
-Kaç kazanıyorsun mesela?
+Geçenlerde 2500 liralık dövüşü kazandı.
-Peki sence bu hayvan dövüşmek istiyor mu? Sordun mu hiç ona?
+Cevap verir mi sence? (hahaha)
-Yani ben doğarken dünyaya dövüşmek için geleceğini düşünmüyorum. Sen onu dövüşmesi için teşvik edersin, o da buna alışır.

Buradan sonra muhabbet başa sarıyor ve ben de daha fazla sinirlenmemek için köpeği gezdirmem gerektiğini söyleyip gidiyorum yanından.
Şimdi ; sokakta bunun gibi köpeğini dövüştürerek para kazanan, kimi köpeğinin ölmesini izleyen ve bundan kaybettiği para dışında bir gram üzüntü duymayan insanlar var. Ve bu insanlardan sadece bir tanesiyle tanışma fırsatı buldum. Ve o da "beraber büyüdüğü" arkadaşının dövüşmesini büyük bir zevkle izliyor. Ve ısırılmış olması onu bir gram üzmüyor. Çünkü altında arabası var!
Ve ben biliyorum ki bu insan sokakta yanından geçen kıza hiç çekinmeden saçma şekillerde laf atan kişi. Aynı zamanda yere tükürmeyi alışkanlık edinmiş kişi. Ve biliyorum ki zamanı geldiğinde birini gözünü kırpmadan öldürebilecek olan kişi. Çünkü ben bir köpekle değil 13 yıl 2 ay dahi geçirsem, gözünün içine baksam o benim arkadaşım olmuştur. Ve arkadaşım yumruk yediğinde hissettiğimle, köpeğimin yediği ısırık bende aynı hissi uyandırır.
Dan Brown'ın en son çıkan kitabı Cehennem'i okuyanlar bilir. Ana karakterlerden Bertrand Zobrist'in savunduğu bir şey vardır. Dünya nüfusu hızla artmaya başladığı için dünyanın sona yaklaştığını ve bunun için zamanın veba salgını gibi bir felaketin olması gerektiğini gerekirse bunun insanlar tarafından yapılması gerektiğini savunur. Ben de katılıyorum buna, ama dünyanın sonunun geldiği için değil. Bu ve bunun gibi insanların varlığını sürdürmesini istemediğim için.